İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
DAVACI : ................................................
VEKİLİ : AV. ZEYNEP ALBAY
Turgut Özal Mah. 99. Sokak No:2 Daire:220 Esenyurt/İstanbul
DAVALI :......................................
DAVA KONUSU:Davalının müvekkile karşı gerçekleştirmiş olduğu Hakaret, kasten yaralama, yağma eylemleri nedeniyle müvekkilde meydana gelen üzüntü, acı ve keder nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsili talebidir.
DAVA DEĞER : 50.000-TL
AÇIKLAMALAR
1)Müvekkil .................., 2021-2022 ile davalı................................. ile evlilik sürecine girmiştir. Davacının annesi ve kendisi kız tarafı olmasına rağmen yerel örf adetlerin dışına çıkmış davalının maddi durumunun kötü olduğunu zannederek tüm düğün, kına, nişan, kız isteme, kira giderlerini karşılamış, bu iyiliklerin karşılığında ise davalı evlilik birliği içerisinde müvekkilin ailesinin taktığı 4 adet bilezik için müvekkile saldırmış kolundan zorla bilezikleri almış müvekkil karakola gitmiş, şikayetçi olmuş ve tekrar davalı tarafından tehdit yoluyla şikayetinden vazgeçirilmiştir.
2)Davalı Evlilik içerisinde düzenli olarak şiddete uğramış ve aşağılanmıştır. Müvekkil birden fazla koruma kararı almış ve bu kararlar dilekçemiz ekinde sunulmuştur.
3) Müvekkile yaşattığı ağır acı ve ızdırabın karşılığı olarak 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine karar verilmesini talep etmekteyiz.
4)Bu taleplerimiz davalı ile davacı arasındaki boşanmadan kaynaklı manevi tazminat talebimiz olmayıp davının yıllar boyu şiddet görmesi, tehditlere hakaret ve şiddete maruz kalmasından kaynaklı duyduğu elem keder ızdırabın manevi tazminat olarak karşılığının verilmesi talebidir.
5)Davalının yapmış olduğu suç teşkil eden ve aynı zamanda müvekkilin kişilik haklarını ihlal eden kasten yaralama, yağma, hakaret eylemleri nedeniyle müvekkilin duyduğu derin elem ve ızdırabın bir nebze de olsa hafifletilebilmesi amacıyla huzurdaki manevi tazminat davasını açmak zarureti hasıl olmuştur.
Yerleşmiş Yargıtay içtihadı da bu yöndedir:
4. Hukuk Dairesi 2014/8138 E. , 2015/4066 K.
"İçtihat Metni"
Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı-karşı davalılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı-karşı davacı ... aleyhine 22/10/2013 gününde davalı-karşı davacı ... tarafından davacı-karşı davalılar ... ve diğerleri aleyhine 07/11/2013 gününde verilen dilekçeler ile karşılıklı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/02/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı-karşı davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı-karşı davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacı-karşı davalıların diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, haksız eyleme dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı- karşı davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı-karşı davalılar asıl dava dilekçesinde, davalının kendilerine yönelik kasten yaralama ve hakaret eylemlerinde bulunduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalı-karşı davacı ise karşı dava dilekçesinde, davacı-karşı davalıların kendisine yönelik kasten yaralama ve hakaret eylemlerinde bulunduğunu belirterek, manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, ceza mahkemesinde dava konusu eylemler nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın kesin hüküm niteliği olmadığı, ceza dosyasında dinlenen tanıklar ... ve ...'ın beyanlarına göre olayların başlamasına karşı davalı ...'nin eylemlerinin neden olduğu, davacı ...'nin de bu eylemlere devam ettiği, davacı Ali'nin eşi olan davacı Fadime tarafından atılan taş ile yaralandığı, karşı davacı Nevzat'ın savunmada kaldığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların, kasten yaralama ve hakaret eylemleri nedeniyle Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2011/840 esas 2012/948 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, sanıklar ..., ... ve ...'ün kasten yaralama suçundan cezalandırılmalarına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanıklar ... ve ...'ün karşılıklı hakaret eylemleri nedeniyle ise TCK'nun 129/3 maddesi gereğince ceza verilmesinden vazgeçilmesine karar verildiği, ceza dosyası arasında bulunan doktor raporlarında ..., ... ve ...'nın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandıklarının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davalı-karşı davacı ... hakkında dava konusu eylemler nedeniyle kurulan mahkumiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu yönüyle hukuk hakimini bağlayıcı bir mahkumiyet hükmü bulunmasa ve ceza dosyası içeriğinde dinlenen tanıklar ... ve ...'ın beyanlarında davacı ...'nin eşi olan davacı ... tarafından atılan taş ile yaralandığı belirtilmiş ise de, davacı-karşı davalıların, davalı-karşı davacı ... tarafından yaralandığı yönünde de tanık beyanları bulunduğu, ceza dosyası içeriğinden davalı- karşı davacının dava konusu eylemleri işlediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, tüm dosya kapsamına göre ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. (6098 sayılı TBK’nın 56.) maddesi gereğince davacı-karşı davalılar lehine uygun bir miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle asıl davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı- karşı davalılar yararına BOZULMASINA, davacı-karşı davalıların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HUKUKİ SEBEPLER : TMK, HMK, TBK, ve ilgili diğer mevzuat
HUKUKİ DELİLLER : Adana XX Asliye Ceza Mahkemesinin 25/02/2025 Tarih, XXXXXXX Esas, 2XXXX1 Karar sayılı kararı (Celbini talep ederiz), Davalının hakaret VE KASTEN YARALAMA, YAĞMA FİİLLERİNİ İŞLEDİĞİNE ilişkin iddianamede yer alan ses kayıtları, Davalının sosyal ve ekonomik durum araştırması, Gerekirse tanık, gerekirse bilirkişi incelemesi, gerekirse yemin ve karşı tarafın delillerine karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle, davalının hakaret oluşturan eylemi nedeniyle kişilik hakları zedelenen müvekkil lehine 50.000-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden (10.11.2023) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini bilvekale talep ederiz.25.11.2025
EKLER :
1) Adana XX. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/02/2025 Tarih, XXXXXXXXXXXXX, XXXXXXXXXXXXX Karar sayılı kesinleşmiş kararı
2)Adana Cumhuriyet Başsavcılığı İddianamesi
3)Kesinleşme Şerhi
DAVACI VEKİLİ
AV. ZEYNEP ALBAY
(E-imzalıdır)
Kişilik haklarının ihlali veya kişinin bedensel/ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiil nedeniyle acı, elem, ızdırap ya da itibar kaybı doğmuşsa manevi tazminat talep edilebilir. Trafik/iş kazası, hakaret-iftira, özel hayatın ihlali gibi durumlar buna örnektir.
Manevi tazminatın miktarı hâkimin takdirindedir. Olayın ağırlığı, kusur durumu, ihlalin etkisi, tarafların sosyal-ekonomik durumu, olayın sonuçları ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilir.
Kural olarak haksız fiili işleyen ve zarara sebep olan kişi/kurum öder. Bazı hallerde sorumluluk, işveren/işleten gibi hukuken sorumlu kişilere de yüklenebilir.
Manevi tazminat bir hukuk davası sonucudur; ceza mahkûmiyeti gibi “adli sicil kaydı” oluşturmaz. Ancak borç ödenmez ve icra takibi yapılırsa icra süreçleri doğabilir.
İstinaf/temyiz edilebilirlik, dava değeri ve ilgili mevzuattaki parasal sınırlar ile somut dosyanın niteliğine göre değişir. Güncel sınırlar her yıl değişebildiğinden, dava tarihindeki parasal hadler esas alınmalıdır.
Manevi tazminatta “matematiksel” kesin bir hesap yoktur. Talep edilecek tutar, olayın ağırlığı ve etkisiyle orantılı, hakkaniyete uygun şekilde belirlenir; nihai tutarı mahkeme takdir eder.
Genel kural olarak tazminat sorumluluğu kusura dayanır; ancak bazı sorumluluk türlerinde kusursuz sorumluluk halleri de gündeme gelebilir. Kusur oranı, manevi tazminat miktarını da etkiler.
Masraflar; başvuru/harç kalemleri, gider avansı, tebligat-bilirkişi-keşif gibi yargılama giderlerine göre değişir. En doğru hesap, dava değeri ve yapılacak işlemlere göre dosya bazlı çıkarılır.
Zarar bir idari işlem/eylem nedeniyle doğmuşsa (idarenin hizmet kusuru vb.), tam yargı davası öncesi bazı durumlarda idareye başvuru/başvuru süreleri önem taşır. Somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Harç tutarı; dava türü, dava değeri ve güncel harç tarifesine göre değişir. Güncel harçlar her yıl değişebildiğinden, dava açılacağı tarihteki tarife esas alınmalıdır.
Avukatlık ücreti, müvekkil ile avukat arasında yapılan sözleşmeye göre belirlenir ve ayrıca yargılama sonunda mahkemenin hükmettiği “karşı vekâlet ücreti” olabilir. “Yüzde” oranlar dosyaya göre değişir.
Bu oran, avukat-müvekkil arasındaki ücret sözleşmesine bağlıdır. Ayrıca yargılama sonunda karşı tarafa yüklenen vekâlet ücreti de karar kapsamında tahsil edilebilir.
Manevi tazminatta kanunda tek bir “üst sınır” yoktur; ancak talep hakkaniyete uygun olmalı, zenginleşme aracı haline gelmemelidir. Mahkeme, somut olaya göre makul bir tutara hükmeder.
Dosyanın kapsamı, deliller, tanık-bilirkişi incelemeleri, mahkemenin iş yükü ve itiraz/istinaf süreçlerine göre değişir. Ortalama süreler dosyadan dosyaya farklılık gösterir.
Kesinleşen karar sonrası borç ödenmezse alacaklı icra takibi başlatabilir. Bu durumda haciz ve tahsil süreçleri gündeme gelebilir.
Bu ücret; işin kapsamı, talebin aciliyeti, dosyanın niteliği ve avukatın mesleki emeğine göre değişir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi de dikkate alınır.
Kaybeden taraf, kural olarak yargılama giderleri ile mahkemenin hükmettiği karşı vekâlet ücretinden sorumlu olabilir. Tutar; yapılan masraflara ve karar içeriğine göre belirlenir.
Avukatlık ücreti serbestçe kararlaştırılabilir; dosyanın türü, işin zorluğu ve kapsamına göre değişir. Asgari ücret tarifesinin altına inilemez.
Bu; çalışma süresi, brüt ücret, kıdem-ihbar şartları, fesih nedeni ve varsa fazla mesai/izin alacaklarına göre değişir. Kıdem ve ihbar tazminatı hesapları somut verilerle yapılır.
Müvekkil, kendi avukatına ücret öder. Ayrıca dava sonunda mahkeme, haksız çıkan tarafa karşı vekâlet ücreti yükleyebilir; bu da karar kapsamında tahsil edilebilir.
Faiz türü ve başlangıç tarihi; talebin niteliği, temerrüt durumu, dava/olay tarihi ve mahkemenin değerlendirmesine göre değişebilir. Uygulamada çoğunlukla yasal faiz ve/veya temerrüt faizi tartışılır.
Evet. Avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak usul kuralları, delil yönetimi ve talep stratejisi açısından hukuki destek, hak kaybını önleyebilir.
Dava reddedilirse yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücreti davacı aleyhine hükmedilebilir. Ayrıca ihtiyati tedbir gibi ara kararlar varsa sonuçları dosyaya göre değişebilir.
Taraflar anlaşırsa taksitlendirme yapılabilir. İcra aşamasında da borçlu-alacaklı arasında ödeme planı kararlaştırılabilir; aksi halde tahsil icra usulüne göre yürür.
Karar kesinleşip icra aşamasına gelindiğinde tahsil mümkündür. Ödeme, borçlunun iradi ödemesiyle veya icra yoluyla yapılır.
Hukuka aykırılık, zarar (manevi zarar), illiyet bağı ve sorumluluğun dayanağı (çoğunlukla kusur) değerlendirilir. Kişilik hakkı ihlali veya bedensel/ruhsal bütünlüğe zarar gibi unsurlar önemlidir.
“Kaç ay” sorusunun tek cevabı yoktur; delillerin toplanması, tanık/bilirkişi ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. İstinaf süreci eklenirse süre uzayabilir.
Uygulamada dava açma işlemleri UYAP Avukat/Vatandaş üzerinden yürütülebilir. Süreç ve erişim imkânı, kişinin rolüne ve sistem altyapısına göre değişir.
Evet. Olayın oluşu, etkileri, tarafların yaşadığı süreç gibi hususlarda tanık deliline başvurulabilir. Mahkeme, delillerin önemine göre tanık dinlenmesine karar verir.
Manevi tazminatın amacı, uğranılan manevi zararı tamamen “silmek” değil; yaşanan elem ve ızdırabı hakkaniyete uygun şekilde telafi etmektir.
Genel kural olarak ilk derece kararları, kanundaki şartlar ve parasal sınırlar elveriyorsa istinafa tabidir. Somut dosyada kararın niteliği ve dava değeri esas alınır.
Manevi zarar; olayın ağırlığı, ihlalin niteliği, tıbbi raporlar (varsa), tanık anlatımları, mesaj/kayıtlar, sosyal-ekonomik etkiler ve diğer delillerle ortaya konabilir.
Genel zamanaşımı; zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren belirli süreler ve her halde üst sınırlar çerçevesinde değerlendirilir. Olay bir suç teşkil ediyorsa ceza zamanaşımı da etkileyebilir.
Uyuşmazlığın türüne göre değişir. İş uyuşmazlıkları veya ticari nitelikteki bazı alacak/ tazminat taleplerinde dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir; salt manevi tazminatın niteliği somut olaya göre değerlendirilir.
Evet. Çoğu dosyada ön inceleme ve tahkikat aşamalarında duruşma yapılır; delillerin durumuna göre süreç şekillenir.
Dava açarken harç ve gider avansı gibi kalemler ödenebilir. Dava sonunda manevi tazminata hükmedilirse, karar kesinleştiğinde borçlu tarafından ödeme yapılır.
Evet, istinaf edilebilirlik belirli parasal hadlere ve kararın niteliğine bağlı olabilir. Bu hadler yıllara göre güncellenir; dava tarihindeki sınırlar esas alınır.