Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasına yönelik fiiller, genel hakaret suçundan ayrı ve özel bir kanunla düzenlenmiştir. Bu çerçevede, Atatürk’e hakaret veya hatırasına alenen saldırı niteliği taşıyan eylemler, 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilir. Söz konusu düzenleme, yalnızca bireysel bir kişiliğin korunmasını değil; toplumsal barışı, tarihsel hafızayı ve kamu düzenini de gözeten bir hukuki koruma alanı oluşturur.
Aşağıda, uygulamada en sık karşılaşılan yönleriyle Atatürk’e hakaret suçu ve Atatürk’ün hatırasına karşı işlenen fiiller; suçun unsurları, ceza yaptırımları ve yargılama pratiği üzerinden ele alınmıştır.
Atatürk’e hakaret suçu; Atatürk’ün şahsına yönelik olarak onur, şeref ve saygınlığını rencide edici söz, yazı veya davranışların alenen gerçekleştirilmesiyle oluşur. Buradaki “alenenlik”, fiilin belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilecek bir ortamda gerçekleşmesini ifade eder. Uygulamada sosyal medya paylaşımları, basılı yayınlar, açık alanlarda yapılan sözlü beyanlar bu kapsamda değerlendirilir.
Bu suç tipi, Türk Ceza Kanunu’ndaki genel hakaret suçundan farklı olarak özel bir kanun kapsamında düzenlenmiştir. Dolayısıyla nitelendirme yapılırken 5816 sayılı Kanun hükümleri esas alınır.
Atatürk’ün vefatından sonra hatırasına yönelik saldırı niteliği taşıyan fiiller de 5816 sayılı Kanun kapsamındadır. Bu fiiller yalnızca sözlü veya yazılı ifadelerle sınırlı değildir. Özellikle;
Atatürk’ün heykel, büst ve anıtlarına zarar verilmesi,
Atatürk’ü temsil eden değerlerin aşağılanması,
Atatürk’ün manevi hatırasını hedef alan eylemler,
bu suç tipinin konusunu oluşturur.
Bu noktada korunan hukuki değer, Atatürk’ün kişisel itibarıyla birlikte, toplumsal ve tarihsel bir sembol olarak taşıdığı anlamdır.
Hakaret veya saldırı niteliğindeki davranışın, Atatürk’ün şahsına ya da hatırasına yönelmiş olması gerekir. Eleştiri sınırları içerisinde kalan, bilimsel veya tarihsel değerlendirme mahiyetindeki ifadeler suç kapsamında değerlendirilmez. Ancak aşağılayıcı, küçük düşürücü veya tahkir edici nitelik taşıyan beyanlar suçun maddi unsurunu oluşturur.
Fiilin alenen işlenmesi aranır. Kapalı ve yalnızca fail ile sınırlı kalan düşünce açıklamaları bu suç kapsamında değerlendirilmez. Sosyal medya, internet siteleri, açık toplantılar gibi mecralar aleniyet unsurunu genellikle sağlar.
Suç, kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, davranışının Atatürk’ün şahsını veya hatırasını hedef aldığını bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Taksirle işlenmesi mümkün değildir.
Atatürk’ün heykel, büst ve anıtlarına yönelik zarar verici fiiller, çoğu zaman ayrıca mala zarar verme suçu ile birlikte değerlendirilir. Ancak 5816 sayılı Kanun, bu fiilleri özel olarak suç saymıştır. Zarar verme fiilinin küçük ya da büyük çaplı olması, suçun oluşumu bakımından önem taşımaz; fiilin yöneldiği değer esas alınır.
Uygulamada, kamuya açık alanlardaki heykellere yönelik zarar verme eylemleri çoğunlukla aleni kabul edilmekte ve ağırlaştırıcı değerlendirmelere konu olabilmektedir.
5816 sayılı Kanun kapsamında;
Atatürk’e alenen hakaret eden,
Atatürk’ün hatırasına alenen saldırıda bulunan,
kişiler hakkında hapis cezası öngörülmüştür. Ceza miktarı, fiilin niteliği, aleniyet derecesi ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Birden fazla fiilin birlikte işlenmesi hâlinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması da gündeme gelebilir.
Güncel uygulamada, Atatürk’e hakaret suçunun en sık işlendiği alanlardan biri sosyal medya ve dijital platformlardır. Paylaşımın silinmiş olması, kural olarak sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Delil tespiti yapılmışsa, paylaşımın sonradan kaldırılması yalnızca takdiri indirim veya değerlendirme unsuru olabilir.
Ayrıca anonim hesaplar üzerinden yapılan paylaşımlar bakımından IP tespiti, dijital inceleme ve bilirkişi raporlarıyla failin kimliği belirlenebilmektedir.
Atatürk’e hakaret suçu, re’sen soruşturulan suçlar arasındadır. Şikâyet koşulu aranmaz. Cumhuriyet savcılığı, suç şüphesini öğrendiği anda soruşturma başlatabilir. Yargılama ise görevli ve yetkili ceza mahkemesinde yürütülür.
Savunma yapılırken özellikle;
İfadenin eleştiri kapsamında kalıp kalmadığı,
Aleniyet unsurunun oluşup oluşmadığı,
Kastın varlığı,
hususları üzerinde durulması gerekir.
Atatürk’e hakaret suçu ve Atatürk’ün hatırasına yönelik fiiller, Türk hukukunda özel bir koruma alanına sahiptir. Bu suç tipleri değerlendirilirken, ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki sınırın somut olayın özelliklerine göre dikkatle çizilmesi gerekir. Özellikle dijital mecralarda yapılan paylaşımlarda, hukuki sorumluluğun doğabileceği göz ardı edilmemelidir.
5816 sayılı Kanun kapsamında yapılacak değerlendirmelerde, her dosyanın kendi koşulları içerisinde ele alınması ve hak kaybı yaşanmaması adına somut olay odaklı hukuki danışmanlık alınması önem taşır.