Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği  2025

Ceza İstinaf Dilekçesi Örneği 2025

                                       ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNE
                                                            Gönderilmek Üzere
                                     KARABÜK ....... ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE


DOSYA NO             : 2025/......... Esas
KARAR NO             : 2025/..............

İSTİNAF KANUN
YOLUNA BAŞVURAN
SANIK                    :
MÜDAFİİ              :AV. ZEYNEP ALBAY

MÜŞTEKİ             :

VEKİLİ                 :

KARAR TARİHİ :10.09.2025

TEBLİĞ TARİHİ :01.10.2025

KONU                    : Karabük ....... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 10.09.2025 tarihli  2025/.....Esas, 2025/...... karar sayılı gerekçeli kararına karşı itirazlarımızı içeren istinaf dilekçemizin arzıdır.


                                                              AÇIKLAMALAR
 
                                          USULE İLİŞKİN  AÇIKLAMALARIMIZ 


Müvekkilin savcılıkta alınan beyanında usuli hatalar mevcuttur. Avukatı hazır bulunmaksızın alınan ifadesinde  müvekkil , '' tanığı tanımıyorum '' beyanında bulunmasına rağmen ''mağduru tanımıyorum '' şeklinde beyan yazılmıştır.


Büyükçekmece ....... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2025/...... sayılı talimat dosyasında müvekkil hakkında alınan ifadeye ilişkin ciddi usuli sakatlıklar mevcuttur. Öncelikle, müvekkile Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumuna ilişkin herhangi bir bilgilendirme yapılmamış, bu kurumu kabul edip etmediği kendisine sorulmamıştır. Halbuki CMK m.231 açık hükmü gereği, sanığın HAGB kararını bilerek ve anlayarak kabul etmesi zorunlu olup, bu bilgilendirme yapılmadan verilen karar başlı başına hukuka aykırıdır.

Bununla birlikte, müvekkilin avukatsız alınan ifadesi kendisine okunmamış, söz konusu beyanın kendisine ait olup olmadığı sorulmamış, yalnızca zabıt tutanağına şablon niteliğinde “sanığa ifadesi okundu ve soruldu” ibaresi yazılmıştır. Oysa tutanak dikkatle incelendiğinde, müvekkilin gerçek beyanlarının zapta geçirilmediği, aksine otomatik şablondan alıntı yapıldığı ve bu şekilde kayıt altına alındığı açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle, müvekkil tarafından doğrulanmayan ve avukatsız alınan bu beyanların hükme esas alınması usulen ve hukuken mümkün değildir.

Ayrıca, müvekkil ifadesinde “tanığı tanımıyorum” şeklinde beyanda bulunmuş olmasına rağmen, zabıtlara “mağduru tanımıyorum” şeklinde geçirilmiştir. Beyanın bu şekilde yanlış yazılması, ifadenin zabıt katibi tarafından eksik ve hatalı olarak kayda geçirildiğini ortaya koymaktadır. Bu husus, müvekkilin savunma hakkını zedelediği gibi, ifadesinin güvenilirliğini de ortadan kaldırmaktadır.

Savcılık makamının müvekkilin açıklamalarını birebir ve doğru şekilde kayda geçirmesi gerekirken, ifadeye müdahalede bulunulduğu, ekleme ve değiştirmeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Netice itibarıyla, müvekkilin çelişkili beyanda bulunduğu iddiası, gerçeği yansıtmayan, özen gösterilmeden düzenlenmiş zabıt tutanağına dayandırılmıştır. Bu haliyle müvekkilin savunması doğru şekilde zapta geçirilmemiş, usule aykırı düzenlenen beyanlar üzerinden değerlendirme yapılmıştır.

Sonuç itibarıyla, avukatsız alınan, müvekkil tarafından kabul edilmeyen ve içeriği değiştirilerek zapta geçirilen beyanların hükme esas alınması, adil yargılanma hakkının ağır ihlali niteliğinde olup, bu ifadelerin geçersiz sayılması gerekmektedir.

Müvekkil avukat talebinde bulunmasına rağmen herhangi bir avukat görevlendirilmemiştir. Müvekkilin adil yargılanma hakkı zedelenmiştir.

Şüphelinin polis veya jandarma ifadesi, talebi halinde mutlaka avukat huzurunda alınmalıdır. Şüpheli veya sanıktan kendisine bir avukat seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık kendi özgür iradesiyle seçtiği avukat huzurunda beyanda bulunabilir. Şüpheli veya sanık, avukat seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde baro tarafından ücretsiz bir avukat görevlendirilir (CMK m.150).


Müvekkil iddianamede yer alan “Özel Hayata İlişkin Görüntü ve Sesleri İfşa Etmek” ve “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek” suçlarını bizzat kendisinin işlediğine dair, görüntülerin müvekkil tarafından çekildiğini veya başkalarıyla paylaşıldığını gösteren hiçbir somut delil dosya kapsamına sunulmamıştır. Dosyada mevcut görüntülerin kim tarafından çekildiği dahi belirsizdir. Müştekinin bu görüntüleri bizzat kendisinin mi çektiği, yoksa başkası tarafından mı kaydedildiği hususu aydınlatılmamıştır.


  CMK m. 231/7 'ye göre: “Sanığa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mahiyeti ve sonuçları hakkında bilgi verildikten sonra, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediği sorulur.

Müvekkile hükmün açıklanamsının geri bırakılması hakkında bilgi verilmemiştir.CMK m. 231/6 ve devamında HAGB kararı verilebilmesi için, sanığın bu kurumun sonuçlarını bilerek ve anlayarak kabul etmesi gerekir. Bu nedenle, mahkeme HAGB’nin ne anlama geldiğini, 5 yıllık denetim süresini, bu süre içerisinde işlenecek suçun sonuçlarını ve hükmün açıklanıp açıklanmayacağını sanığa izah etmelidir. 

  Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı verildiğinde hüküm açıklanmadığından herhangi bir yaptırım uygulanmaması ve denetim süresine dahil edilmesi durumunda kişi hakkında TCK 53/1'de yer alan hak ve yetkilerden yoksun bırakılma durumu söz konusu olmaz.

Ancak söz konusu gerekçeli kararda müvekkil aleyhine  TCK 53/1hükmü uygulanmış olup, usulen hatalıdır. HAGB kararı askerlik, siyasi hak yoksunluğu gibi sonuç doğurmaz; kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder (müsadere hariçtir) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının niteliğinden kaynaklı olarak kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığından bu kararın hatalı olduğu sabittir. Yapılacak incelemeler sonucunda her ne kadar yerel mahkeme tarafından  TCK'nın 53. maddesinin 1. ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına kararı verilmişse de bu kararın kaldırılarak 223/2-e uyarınca “delil yetersizliği nedeniyle beraat” kararı verilmesini talep ederiz.

ESASA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ :

Cinsel birlikteliğe dair görüntülerin müştekinin bilgisi ve rızası dışında sanık tarafından çekilip çekilmediği noktasında ciddi şüpheler bulunmaktadır. Müvekkilin söz konusu suçu bizzat işlediğine dair somut delil dosyaya sunulmamış veya araştırılmamıştır. Ayrıca, müvekkilin evli olmasına rağmen başka biriyle birliktelik yaşaması, etik ve ahlaki bir durum olarak tartışılabilir; ancak bu husus, iddia edilen suçun maddi unsurunu ispatlamaya elverişli değildir. Bu birlikteliğin kendi rızasıyla gerçekleşmiş olması, görüntülerin de müvekkilin bilgisi ve izni dahilinde çekildiğine dair kesin bir delil bulunmadığı anlamına gelmektedir.

Kaldı ki, müştekinin iddiasına konu edilen fotoğraf ve görüntülerin hangi şartlarda, kim tarafından kaydedildiği, paylaşımın kimin tarafından yapıldığı ve müvekkilin bu eylemlerle illiyet bağının bulunup bulunmadığı somut olarak ortaya konulmamıştır. Bu noktada yalnızca müştekinin beyanı dışında, müvekkilin isnat edilen fiilleri işlediğini doğrulayan herhangi bir teknik rapor, dijital inceleme sonucu veya objektif delil dosyaya kazandırılmamıştır.

Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, isnat edilen suçun işlendiğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadıkça sanığın mahkûmiyetine karar verilemez. Somut olayda, görüntülerin kaynağı ve paylaşımı noktasında ciddi belirsizlikler ve çelişkiler mevcut olup, bu haliyle müvekkilin üzerine atılı suçun sübut bulduğu söylenemez.

Dolayısıyla, müvekkil hakkında yalnızca müşteki beyanına dayalı olarak mahkûmiyet kararı tesis edilmesi hukuka açıkça aykırı olacaktır. İddia edilen fiillerin müvekkil tarafından işlendiğine dair somut, kesin ve her türlü şüpheden uzak deliller ortaya konulmadığından, müvekkilin beraatine karar verilmesi gerekmektedir.


CMK m.160/2'ye göre, “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür”

Fiil isnadında bulunan müştekinin müvekkil hakkında vermiş olduğu ifadede ve sunmuş olduğu Instagram mesajları dışında eşine fotoğraflarını gönderen kişinin müvekkil sanık olduğunu %100 ispatlayan somut deliller dosyaya sunulmamıştır. Sunulan delillerin güvenilirliği konusunda tereddüt bulunmaktadır. Instagram  ve  Müştekinin şikayetçi olduğu tarihte herhangi bir kayıt sunmaması durumu hayatın olağan akışına aykırı olup daha sonra ifadesinde müvekkilin isim ve soyismi dışında kullandığı....................... isimli Instagram hesabı ile uyumlu olmaması,ifade tutanağında bu hesaptan bahsedilmemesi, daha sonra müştekinin sunduğu kayıtlarda ortaya çıkması hususları değerlendirildiğinde müvekkilin fiili işleyip işlemediği noktasında tereddüte yol açmaktadır. Ayrıca kullanılan ............................. ınstagram hesabının müvekkilin kullandığı Instagram hesabı ile aynı olup olmadığı noktasında herhangi bir araştırma yapılmamıştır.
  
            Müvekkilin daha öncesinde  söz konusu suçtan herhangi bir derdest dosyası bulunmamakla beraber, sabıka kaydı yoktur. 


Bu nedenle masumiyet karinesi ilkesi gereğince müvekkilin suçu işlemiş olduğuna dair şüphe bırakmayacak şekilde fiili bizzat işlediğine dair delillerin dosyaya kazandırılmış olması gerekmketedir. Ancak dosyada müvekkilin fiili işlediğini gösteren somut deliller  bulunmamaktadır. Bu deliller yer almamasına rağmen Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı esasen hatalıdır.

  Müştekinin, müvekkil ile gerçekleştirdiği yazışmaların tamamını ibraz etmemesi, dosya kapsamına sunduğu delillerin taraflı ve eksik olduğuna işaret etmektedir.


Kaldı ki müştekinin, müvekkil ile aralarında gerçekleştiğini iddia ettiği özel yazışmaların tamamını dosyaya sunmamış olması, olayın bütünlüğünün değerlendirilmesini engellemektedir. Yalnızca seçilmiş ve tek taraflı olarak dosyaya kazandırılan mesaj içerikleri, gerçeği tam anlamıyla yansıtmayıp, olayın bütün akışını gizlemektedir. Müştekinin, müvekkil ile gerçekleştirdiği yazışmaların tamamını ibraz etmemesi, dosya kapsamına sunduğu delillerin taraflı ve eksik olduğuna işaret etmektedir.

Diğer taraftan, müştekinin evli bir kadın olmasına rağmen müvekkil ile özel görüntülerini paylaştığı iddiası, hayatın olağan akışı dikkate alındığında, bu görüntülerin kendi rızası ve bilgisi dışında ortaya çıkmış olabileceği iddiasını zayıflatmaktadır. Çünkü kişi, rızası dışında paylaşılacağına inandığı veya böyle bir şüphe taşıdığı özel nitelikteki görüntülerini, herhangi biriyle paylaşmaktan doğal olarak kaçınır. Hal böyle iken müştekinin kendi iradesiyle bu görüntüleri müvekkille paylaşmış olması, rızasının bulunduğunu ve şikâyetinin sonradan geliştirilmiş olabileceğini düşündürmektedir.

Ceza yargılamasında esas olan, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Ancak müştekinin davranışları, iddialarındaki çelişkiler ve eksik sunulan deliller, müvekkile isnat edilen suçun maddi unsurlarının oluşmadığını ortaya koymaktadır. Özellikle, müvekkilin müştekinin özel görüntülerini rızası dışında elde edip yaydığına dair herhangi bir teknik rapor, dijital inceleme bulgusu veya bağımsız bir delil dosyada mevcut değildir.

Sonuç olarak, müştekinin soyut beyanları dışında, müvekkilin suçu işlediğine dair herhangi bir maddi delil bulunmamaktadır. Delil noksanlığı, hayatın olağan akışına aykırılık ve müştekinin çelişkili tutumları birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilin mahkûmiyetine karar verilmesi mümkün değildir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca müvekkilin beraati gerekmektedir.

Aşağıda gösterilen Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere, sanık müvekkilin fiilini bizzat işlediğini ispatlayacak şüpheden uzak delillerin sunulmamış olması ve telefon numarası ile ....................... kullanıcı isimli Instagram hesabının aynı kişi tarafından kullanılıp kullanılmadığının şüpheden uzak bir biçimde tespit edilmemesi nedeniyle, müvekkilin beraatine karar verilmesi gerekmektedir.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi         2013/5898 E.  ,  2013/26683 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal etme
Hüküm : Beraat

Özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçundan sanıkların beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; sanık ... ile katılanlar arasında, kira ilişkisinden kaynaklanan alacak verecek ilişkisi ve aralarında sürmekte olan davalar bulunduğu, katılanların vekilleri aracılığıyla, olay tarihinde sanık ...'ın, kendi çalışanları olan, diğer sanık ...'e para vermek suretiyle kendilerine ait fotoğraflarını çekmesini istedikleri iddiasıyla sanıktan şikayetçi olması üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında, sanıklar hakkında özel hayatın gizliliğini ihlale teşebbüs suçundan açılan davada, delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi şeklinde gelişen olayda; sanık ...'ın aşamalı olarak yaptığı savunmalarında, katılanlar ile aralarında icra takipleri ve tahliye davasının bulunduğunu, kendisine iftira atıldığını, diğer sanık ...'in katılanların çalışanı olup doğru söylemediğini, sanık ...'a para veya hafıza kartı vermediğini beyan ettiği; katılanların çalışanı olan sanık ...'ın ise, sanık ...'nin kendisine, katılanların fotoğrafını çekmesi karşılığında para ve hafıza kartı verdiğini, parayı harcadığını, ancak durumdan iş sahipleri olan katılanları haberdar ettiğini beyan ettiği görülmüş ise de, mevcut delil durumu itibariyle dosya kapsamında sanıkların katılanların özel hayatının gizliliğini ihlal ettiğine ilişkin soyut iddia dışında bir delil veya tespitin bulunmadığı anlaşılmakla; yapılan yargılama sonunda, savunmanın aksine, sanıkların mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle, yüklenemevcut delil durumu itibariyle dosya kapsamında sanıkların katılanların özel hayatının gizliliğini ihlal ettiğine ilişkin soyut iddia dışında bir delil veya tespitin bulunmadığı anlaşılmakla; yapılan yargılama sonunda, savunmanın aksine, sanıkların mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin süre tutum dilekçesinde belirttiği, belli bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi         2015/9414 E.  ,  2016/5770 K.

"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 1-Özel hayatın gizliliğini ihlal, 2-Tehdit, 3-Hakaret
Hüküm : CMK’nın 223. maddesi gereğince beraat


Özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret ve tehdit suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılan vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ile katılanın evli iken, katılanın davacı sıfatıyla, sanığın kendisini dövdüğünden bahisle sanık aleyhine boşanma davası açtığı, bu davanın ikinci celsesinde, sanık tarafından, katılanın kendisini aldattığını ve kendisine katılan tarafından çıplak fotoğraflar gönderildiğini ileri sürerek, katılana ait çıplak fotoğrafları boşanma davasına delil olarak sunduğu, ayrıca duruşma çıkışında sanığın, katılanı tehdit ederek hakaret ettiği iddiasına konu olayda,
Sanığın, duruşma çıkışında katılana hakaret ederek tehdit ettiği iddia edilmiş ise de, sanığın atılı suçları işlemediğine yönelik savunması ve dosya kapsamı karşısında, katılanın ve katılanın annesinin soyut iddiaları dışında, her türlü şüpheden uzak mahkumiyete yeter delil bulunmadığından mahkemece beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş;
Yine taraflar arasında görülen boşanma davasına ilişkin olarak, Ulusal Yargı Ağı sisteminden yapılan inceleme neticesinde, katılanın davacı, sanığın ise davalı sıfatıyla yer aldığı, taraflar arasında Akşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/407 esasında görülen boşanma davası bulunduğu, bu davanın ikinci celsesinde katılanın davacı olarak verdiği ifadesinde, davalının kendisine şiddet uyguladığını ileri sürerek, “hamileliğim sırasında benim çıplak fotoğraflarımı çekti bunu aileme ve başkalarına göstereceğini söyleyerek beni tehdit etti”şeklinde beyanda bulunduğu, bu iddianın aynı celsede başka tanıklar tarafından da ileri sürülmesi üzerine, yine aynı celsede beyanda bulunan davalı sanık, iddiaları reddettiği ve “tanıkların ve kendisinin iddia ettiği fotoğrafları ben çekmedim evliyken ve kendisi tarafından çekilen fotoğraflar bendedir, bunu mahkemenize ibraz ediyorum” şeklinde beyanda bulunarak yalnızca katılanın çıplak fotoğraflarının yer aldığı iki adet fotoğrafı mahkemeye sunduğu, sonrasındada katılanın kendisini aldattığını beyan ettiği, yapılan yargılama sonunda, bahse konu mahkemenin 2011/193 karar sayılı ilamıyla, davalı sanığın, davacı katılana şiddet uyguladığı ve evlilik birliğinin sorumluluğunu yerine getirmediği bu nedenle davalı sanığın ağır kusurlu olduğu, davacı katılanın ise, davalı sanığa “çocuk senden değil” diyerek hakaret ettiği ve davacı katılanın daha az kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verdiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği,
Sanığın, “ben mahkemede eşime ait görüntüleri delil olarak sundum, boşanma evresinde eşim olan müşteki bana ben seni aldattım, çocukta senden değil dedi, bende bunun üzerine mahkemede bunları söyledim, eşimi cep telefonundan bana gönderdiği çıplak pozları ise beni aldattığına delil olarak mahkemeye sundum, bu pozları da zaten kendisinden ayrı iken mesaj olarak bana gönderdi,”şeklindeki savunması, dosya kapsamından bahse konu fotoğrafların, ne şekilde sanıkta bulunduğu ve katılan tarafından sanığa gönderilmediğinin sabit olmadığı dikkate alındığında, sanığın görülmekte olan dava dosyasına katılana ait çıplak resimleri delil olarak vermesi biçimindeki eylemleri, TCK'nın 134/1-2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir ise de, katılana ait özel fotoğrafları üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediği anlaşılmakla, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş ve tebliğnamede eksik inceleme nedeniyle bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu yönünden yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu, tehdit ve hakaret suçları yönünden yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, mahalli Cumhuriyet savcısının, atılı suçların oluştuğuna ve mahkumiyet kararı verilmesi istemine, katılan vekilinin, atılı suçların unsurlarının oluştuğuna ve mahkumiyet istemine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükmün isteme kısmen uygun olarak ONANMASINA, 06/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


NETİCE VE TALEP ;

Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan gerekçeler ve resen gözetilecek sebepler çerçevesinde;

1. İstinaf başvurumuzun KABULÜNE,

2. Ayrıca, resen gözetilecek sair sebepler nedeniyle, eksik yapılan inceleme ve hukuka aykırı delillere dayanılarak düzenlenen müvekkil aleyhine ceza kararının  BOZULMASINA  ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3. Hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilmesi halinde, ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASI ve yapılacak istinaf incelemesi sonucunda YENİDEN HÜKÜM KURULARAK müvekkil hakkında öncelikle BERAAT kararı verilmesi,

4. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verildiğinde, hüküm açıklanmadığından herhangi bir yaptırım uygulanmaması ve denetim süresine dahil edilmesi durumunda, kişi hakkında TCK 53/1’de öngörülen hak ve yetkilerden yoksun bırakılma durumunun söz konusu olmaksızın, bu hükmün kaldırılmasına,

5. Sayın mahkeme aksine kanaatte olması ve mahkumiyetine karar vermesi halinde, sanık hakkında kazanılmış hak nedeniyle Aleyhe Bozma Yasağı kapsamında, HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI kararının onanmasına,

6. Lehine tüm yasal ve takdiri indirim hükümleri de gözetilerek, müvekkil hakkında BERAAT kararı verilmesine,

Saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.11.10.2025

                                                                                                                                 SANIK MÜDAFİİ
                                                                                                                             AV. ZEYNEP ALBAY
                                                                                                                                     (E-imzalıdır)

                İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 
                                  İLGİLİ CEZA DAİRESİNE GÖNDERİLMEK ÜZERE
                                      BAKIRKÖY ..... ASLİYE CEZA MAHKEMESİ'NE

 DOSYA NO                               : 2025/..... Esas
 KARAR NO                               : 2025/....
 [C.SAVCILIĞI ESAS NO]      : 2025/.............

 İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN
 SANIK                                       : 
                                                                         
MÜDAFİİ                                  : Av. Zeynep ALBAY  
 
SUÇ                                            : Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak,
                                                     Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak

 SUÇ TARİHİ / SAATİ             : 06/11/2024 - 16/11/2024

 KARAR TARİHİ                      : 

 KONUSU  : BAKIRKÖY ....... ASLİYE  CEZA MAHKEMESİ’nin 11.02.2025 tarih ve   2025/....Esas ve 
2025/....... karar sayılı kararı ile müdafisi olduğumuz sanık yönünden istinaf başvurumuzun kabulüne 
karar verilerek; hükmün bozulması, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece 
mahkemesine gönderilmesi; hükmün bozulması yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden 
görülmesine karar verilirse, ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASI ve yapılacak istinaf 
incelemesi neticesinde YENİDEN HÜKÜM KURULARAK öncelikle sanığın BERAATİNE karar 
verilmesini, sayın mahkemeniz aksi kanaatte olur ise sanık lehine tüm yasal yada takdiri indirim 
hükümlerinin uygulanarak neticeten sanık hakkında sanığın kişisel hayatı ve ailevi şartları 
değerlendirilerek lehe hükümlerin uygulanarak  adli kontrol kararı verilmesi talebidir.

                                                              AÇIKLAMALAR 

 1-)  BAKIRKÖY  ASLİYE  CEZA MAHKEMESİ’nin 1.02.2025 tarih ve   2025/Esas ve 
2025/ karar sayılı kararı gerekçesi aşağıda açıklandığı gibidir.
 ''Sanık hakkında 2025/E sayılı dosyada ,14/01/2025 tarihli iddianameyle ,06/11/2024
 tarihinde,birleşen 2025/E sayılı dosyada 05/02/2025 tarihli iddianameyle 16/11/2024 tarihinde(eylemin TCK 43.md kapsamında zincirleme suç niteliğinde olduğundan bahisle) kullanmak için uyuşturucu  madde bulundurmak,satın almak,kabul etmek veya kullanmak suçundan cezalandırılması istemli kamu
 davası açılmıştır. Asıl ve birleşen dosyaların birlikte yürütülen yargılaması neticesi;
 Sanığın atılı suç tarihlerinde uyuşturucu vasfında olduğu kriminal uzmanlık raporlarıyla sabit,
 maddelerle yakalandığı ,savunmasında ele geçen maddeleri kullanmak için satın aldığını beyan
 ettiği,eylemin TCK 191 md de düzenli suç tanımına uyduğu ,iddianame içerikleri,kollukça tanzimli olaya
 ilişkin tutulan tutanak içerikleri, kriminal uzmanlık raporları, dosyanın tüm kapsamı itibarıyla sabit
 Görülmüş; Sanığın atılı ve sabit haldeki her iki suçu TCK’nun 43 md.si kapsamında zincirleme şekilde
işlediği kanaati edinilmiş,bu kabulle kurulan mahkumiyet hükmünde temel ceza takdiren alt hadden tayin
 edilip TCK 43 md gereği takdiren ¼ oranında artırıma gidilmiş,sanık lehine TCK 62 md uygulanmış,
 netice ceza müddetine göre yasal imkan olmadığından TCK 51,CMK 231/5 md.leri uygulanmamış,
 aşağıdaki kararla yargılama neticelendirilmiştir.''
 Gerekçede yazıldığı üzere her ne kadar sanık uyuşturucu maddenin kendisinde bulunduğunu, elde edilen 
hukuka aykırı delile göre beyan etmiş olsa da dosyada delil hukuka aykırıdır. Ve bu delil üzerinden 
hüküm kurulmuştur.
 “… Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/610-2014/512, 2013/841-2014/513 ve 2014/166-514 Sayılı 
kararlarında da belirtildiği üzere; adlî arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına 
dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. 
Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu ‘hukuka aykırı yöntemlerle elde 
edilmiş’ olacağından, Anayasa’nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının ( 
a ) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının ( b ) bendi ve 289. maddesinin 1. 
fıkrasının ( i ) bendi uyarınca hükme esas alınamaz.''
 
Hukuka aykırı delilden yola çıkılarak elde edilen diğer deliller de bu hukuka aykırıdır. Sanık ilk celsede 
polis memurlarının hukuka aykırı olarak bulduğu delillerden yola çıkarak açıklamalarda bulunmuştur. Bu 
açıklamalar hukuka uygun delil olarak değerlendirilmemelidir.
 DOSYADA ARAMA KARARI YOKTUR. ELDE EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DELİLLER 
HÜKME ESAS ALINAMAZ. KABA ÜST ARAMASININ GEREKÇESİ OLMAKSIZIN SINIRI 
AŞILMIŞTIR. HUKUKA AYKIRI KOLLUK KUVVETİ İHBAR EVRAKI DELİL OLARAK 
DEĞERLENDİRİLMEMELİDİR. POLİS MEMURLARI MÜVEKKİLİN ÖZEL 
BÖLGELERİNE DOKUNMUŞ RAHATSIZLIK VERECEK ŞEKİLDE ARAMA 
YAPMIŞLARDIR.
 2-)Yine kolluk kuvvetlerinin yapmış oldukları ''kaba üst' araması'' neticesinde müvekkilin sağ ayak çorap 
içerisinde kabarıklık görülmüş olması,çorabının içine kadar bakılması kaba üst aramasının sınırlarının 
aşıldığını göstermektedir. Kaba üst aramasının amacı arama Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'ne 
göre  silah vb. Tehlikeli materyallerin güvenlik gerekçesiyle tespit edilmesi  amacıyla fazla detaya 
girilmeksizin yapılan bir önleme aramasıdır. Müvekkilin çorabının içine kadar el sokulması Yargıtay 
Kararları'na göre sınırı aşmaktadır.Müvekkilin her yerine rahatsız edici şekilde dokunulmuştur. Bu 
hususta aramanın yapıldığı anlara ilişkin kamera kayıtlarının müzekkere yazılarak mahkemeye 
getirilmesini talep ederiz. Bu nedenle bulunmuş olduğu iddia edilen 1.25 gramlık madde delili hukuka 
aykırı bir delildir. Ve Yargıtay Kararlarına göre kullanım sınırındadır. Esas hakkında hüküm verilmesi 
durumunda değerlendirilmemesi gerekmektedir. Delil hukuka uygun bir şekilde elde edilmemiştir.Buna 
rağmen bu hukuka aykırı delil kapsamında mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Kararın gerekçesi yanlış 
veya eksik ise kararın kendisi de hatalı olacaktır. 
3-)Dosya kapsamında kolluk kuvveti ihbar evrakı ve uyuşturucu /uyarıcı madde kullanım belirtileri 
formundan başkaca delil bulunmamakla beraber her nasıl olduysa kolluk kuvvetleri tutmuş oldukları 
tutanakta suç tarihi ve saati olarak 06.11.2024 00.45 olarak belirtmişlerdir. Yani uyuşturucu maddeyi 
yapmış oldukları hukuka aykırı arama sonucunda 00.45 te  tespit etmiş ve şüphenin o andan sonra 
oluşmuş olması gerekmektedir. 00.45 'ten sonra mantıken sürücüde uyuşturucu belirtisi olup olmadığına 
ilişkin formun doldurulması gerekmektedir . Ancak uyuşturucu/uyuarıcı madde kullanı belirtileri gözlem 
formu 00.32 de doldurulmuştur.  Bu da kolluk kuvvetleri'nin raporlarını güvenilirliği konusunda şüphe 
yaratmaktadır. Raporda geçen anlamsız beyanlar ve sürekli konuşma hali gibi olgular müvekkilin 
karakter ve yapısı gereği sahip olduğu özelliklerdendir.
 4-)Yapılan hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen delil dışında ve saatleri çelişkili raporlar dışında 
dosya kapsamında başkaca delil bulunmamaktadır.  Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. Maddesi gereği 
savcı etkin bir soruşturma yaparak şüphelinin lehine ve aleyhine  olan hukuka uygun delilleri toplamakla 
yükümlüdür'' ifadesi gereğince, dosyada kolluk kuvveti ihbarı ve ifade dışında delilin olmaması, lehe 
delillerin toplanmaması nedeniyle  soruşturma  eksik yapılmıştır.. Deliller hem çelişkili hemde hukuka 
aykırıdır. Bu nedenle sanığın öncelikle beraatine karar verilmelidir.
                                    
5-)Bakırköy ..... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2025/ esas numaralı dosyanın  2025/ Esas numaralı 
dosyanızla  birleştirilmesine karar verilmiştir. 2025/ Esas numaralı dosyada yer alan sanık in AVUKATSIZ VE TEK BAŞINA VERMİŞ OLDUĞU İFADE hukuka aykırı olarak alınmıştır. 
Müvekkile yasak sorgu yöntemleri uygulanarak polis memurları kanuna aykırı vaatler verilmiştir. Sanık 
tarafından doğrulanmadıkça bu ifade tutanağı hükme esas alınamaz.  Bu ifade dışında 2025/74 Esas 
numaralı dosyada ifade tutanağından BAŞKACA DELİL BULUNMAMAKTADIR. Bu nedenle 
Soruşturma No : 2025/11111 ,Esas No : 2025/,  2025/ numaralı 
iddianamedeki suç konusunun dayanağı olan ''uyuşturucu bulundurduğunu beyan ettiği'' dışında başka bir 
delil gösterilmemiştir. Müvekkil yazılan ve imzalatılan ifade de olduğu gibi bir beyanda bulunmamıştır. 
Ayrıca bu beyan müvekkil tarafından kesinlikle doğrulanmayacağını beyan etmiştir. Bu nedenle 
müvekkilin  zincirleme şeklinde işlendiği iddia edilen 2025/ numaralı iddianamede belirtilen 
suçlama yönünden delil yetersizliğinden,  BERAATİNE karar verilmesi GEREKMEKTEDİR.

 6-) Sanık duruşmadaki sorgusunda karakolda hazırlanan  ifade tutanaklarını kabul etmemektedir.
 Karar  ;
 ''Sanığın atılı suç tarihlerinde uyuşturucu vasfında olduğu kriminal uzmanlık raporlarıyla sabit,
 maddelerle yakalandığı ,savunmasında ele geçen maddeleri kullanmak için satın aldığını beyan
 ettiği,eylemin TCK 191 md de düzenli suç tanımına uyduğu ,iddianame içerikleri,kollukça tanzimli olaya
 ilişkin tutulan tutanak içerikleri, kriminal uzmanlık raporları, dosyanın tüm kapsamı itibarıyla sabit
 Görülmüş;''  ifadeleri ile gerekçelendiriliştir.
 A) Kriminal uzmanlık raporlarında esrar elde edilmesine elverişli HİNT KENEVİRİ BİTKİSİ
 PARÇALARI ifadesine yer verilmiştir.Esrar elde edilmesine elverişli Hint keneviri bitki parçalarına 
sahip olmak, tek başına "uyuşturucu kullanma" (TCK 191) suçunun maddi unsurunu oluşturmaz. Sanığın 
Türk Ceza Kanunu’na göre:
 TCK 191: Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak, satın almak, kabul etmek veya bulundurmak 
suçtur.
 TCK 188: Uyuşturucu madde imal ve ticareti suçtur.
 TCK 190: Kullanımı özendirme ve kolaylaştırma suçtur.
 Hint keneviri bitkisinin kendisi doğrudan uyuşturucu madde sayılmaz. Ancak, esrar elde etmeye elverişli 
kısımları (örneğin kurutulmuş yaprakları, çiçekleri veya reçinesi) uyuşturucu madde olarak 
değerlendirilir. Bu durumda, kişinin elde ettiği bitki parçalarının doğrudan esrar olup olmadığı kriminal 
laboratuvar incelemesiyle belirlenir.
 Eğer bu parçalar uyuşturucu madde niteliğinde değilse, TCK 191 kapsamında suç oluşmaz. Bu hususun 
mahkeme tarafından araştırılmaması re'sen araştırma ilkesinin uygulanmadığını gösterir

 B)Gerekçeli kararda belirtilen diğer bir dayanak ise iddianame içeriğidir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 
160. Maddesi gereği savcı etkin bir soruşturma yaparak şüphelinin lehine ve aleyhine  olan hukuka uygun 
delilleri toplamakla yükümlüdür'' ifadesi gereğince, dosyada kolluk kuvveti ihbarı ve ifade dışında delilin 
olmaması, lehe delillerin toplanmaması nedeniyle  soruşturma  eksik yapılmıştır.. Deliller hem çelişkili 
hemde hukuka aykırıdır. Bu nedenle sanığın öncelikle beraatine karar verilmelidir.

 

C)Gerekçede açıklanan sanığın savunmasında ele geçen maddeleri kullanmak için satın aldığını beyan 
ettiği hususu elde edilen hukuka aykırı delil kapsamında yapılan açıklamadır. Bu nedenle hükme esas 
alınmamalıdır. 

D) Kollukça tanzim edilen tutanaklar doğrultusunda yargılama yapılmıştır. Bu tutanaklar hukuka aykırı 
yapılan arama neticesinde tanzim edilmiştir. Bu nedenle hükme esas alınmamalıdır.

 7-)Tutanak tutan polislerin mahkemede dinlenilmesi gerekmektedir. Ancak dinlenilmemiştir.Re'sen 
araştırma ilkesi uygulanmamıştır.

 

8-) Müvekkilin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması gerekmektedir. Müvekkil Tck 192/6 
kapsamında savunma dilekçesinde belirttiğimiz üzere suçluların yakalanmasına hizmet etmek istediğini 
belirtmiştir. Ancak duruşma sırasında bu husus incelenmemiş ve buna ilişkin soru sorulmamıştır.

 9-)Son olarak dosya kapsamında müvekkilin mahkemedeki hukuka aykırı delille alakalı açıklamaları 
dışında, hukuka uygun herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ceza muhakemesi'nin amacı maddi gerçeği 
hukuka uygun deliller kapsamında ortaya çıkarmaktadır. Sanığın mahkemedeki beyanları tek başına 
hüküm kurmaya elverişli olmamalıdır. Eğer sanık beyanı veya ikrarları tek başına yeterli ise yargılama 
yapılmaksızın hüküm verilebilir sonucuna ulaşılması gerekir. Ceza muhakemesinin amacı sanığın 
beyanlarından  bile kendisini koruyarak hukuka uygun deliller ile maddi gerçeğin ortaya konulmasıdır. 
Dosya kapsamında mahkumiyet kararı kurmaya elverişli ŞÜPHEDEN UZAK HUKUKA UYGUN 
HERHANGİ BİR DELİL BULUNMAMAKTADIR.

 NETİCE ve TALEP :  Yukarıda açıklanan gerekçeler ve resen gözetilecek sebepler kapsamında;
 1-)İstinaf başvurumuzun KABULÜNE,

 2-)Hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece 
mahkemesine gönderilmesine;

 3-)Hükmün bozulması yerine, davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilirse;
 ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASI ve yapılacak istinaf incelemesi neticesinde 
YENİDEN HÜKÜM KURULARAK öncelikle BERAAT kararı verilmesini,

 4-)Sayın Mahkemeniz aksi kanatta olur ise; öncelikle TCK 192/6 maddesine göre indirim yapılarak 
seçenek yaptırımlara çevrilmesini, sanığın kişisel hayatı ve ailevi şartları değerlendirilerek lehe 
hükümlerin uygulanarak  adli kontrol kararı  verilmesini,

 5-)Mahkumiyetine karar  verilecek ise sanık hakkında HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ 
BIRAKILMASI kararı verilmesini,

 

6-)Ayrıca resen gözetilecek sair sebeplerle lehine tüm yasal yada takdiri indirim hükümlerin 
uygulanmasına karar verilmesini,
 Saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. 14.02.2025 
                                                                                                                                 SANIK MÜDAFİİ
                                                                                                                             AV. ZEYNEP ALBAY

Diğer Aradığınız Dilekçe Örnekleri Hakkında

Aşağıdaki başlıklara ilişkin dilekçe örnekleri bu sayfada yayımlanmamaktadır. Somut olaya ve dosya içeriğine göre değişebileceğinden, ilgili örnek talepleriniz için İletişim kısmından tarafıma ulaşabilirsiniz.

 

Bu sayfada yer almayan dilekçe örnekleri hakkında

Aşağıdaki başlıklara ilişkin dilekçe örnekleri bu sayfada yayımlanmamaktadır. Somut olaya ve dosya içeriğine göre değişebileceğinden, ilgili örnek talepleriniz için İletişim kısmından tarafıma ulaşabilirsiniz.

Sulh ceza müsabaka örneği, Trafik cezası örneği, Asliye ceza ili örneği, Katılma yoluyla istinaf ceza dilekçe örneği, Ağır ceza örnekleri, İstinaf ceza dilekçe örneği, Sulh ceza bütün sorgulama, Yargıtay ceza dilekçe örneği, Cezayı koruma süresi örneği, İstinaf cezası nedir, Yargılamanın yenilenmesi ceza dilekçe örneği, Asliye ceza tahrif örneği, Asliye ceza dilekçe örnekleri, Ceza dosyaları, Ceza ödeyenler, Asliye Ceza Mahkemesi dilekçe örneği, Ağır ceza mahkemesi cezası dilekçe örneği, Asliye Ceza Mahkemesine dilekçe nasıl verilir, Ağır ceza mahkemesi cezasına dilekçe örneği, Asliye Ceza Mahkemesi itiraz dilekçe örneği, Ceza ön büro dilekçe örneği, Ceza istinaf başvuru dilekçe örneği, Cezalara ilişkin örnekler, Basit yargılama usulü ceza dilekçe örneği, Ceza davası Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru dilekçe örneği, Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği dilekçe örneği, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına dilekçe, Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairesi kararına itiraz dilekçe örneği, Ceza davalarında kanuna aykırılığa itiraz dilekçe örneği, Sulh Ceza Hakimliğine başvuru dilekçe örneği, 51/2-b ceza tekrarı, Ceza istinafa cevap dilekçe örneği, Sulh Ceza Hakimliğine trafik cezası itiraz dilekçe örneği, Sulh ceza mahkemesi idari para cezasına itiraz dilekçe örneği, 51/2-c ceza tekrarı, Fahri trafik müfettişi ceza itiraz dilekçesi (46/2-c), 73/c ceza tekrarı, Tarım ceza örnekleri, Sağlık ceza dilekçe örneği, İcra ceza karşılıksız çek dilekçe örneği, İcra ceza karşılıksız çek şikayetten vazgeçme dilekçe örneği, Çek ceza davası dilekçe örneği, Ceza davası dilekçe örneği, Ceza davası dilekçe örnekleri, Ceza uyarlama davası dilekçe örneği, Nafaka ceza davası dilekçe örneği, Sulh ceza davası dilekçe örneği, Yargıtay dairesi ceza dilekçe örneği, Taahhüdü ihlal ceza davası dilekçe örneği, Ceza davasında usulsüz tebligat dilekçe örneği, Ceza davası zamanaşımı dilekçe örneği, Ceza davası istinaf dilekçe örneği, Yargıtay dairesi cezasına itiraz dilekçe örneği, Ağır ceza davası dilekçe örneği, Asliye Ceza Mahkemesi adres değişikliği dilekçe örneği, Ceza infazının ertelenmesi dilekçe örneği, Erişimin engellenmesi cezai dilekçe örneği, Ehliyetsiz araç kullanma araç sahibine ceza iptali dilekçe örneği, Ceza eski hale getirme dilekçe örneği, E-Devlet ceza itiraz dilekçesi, Trafik ceza itiraz dilekçesi, Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi dilekçe örneği, Fahri trafik müfettişi ceza itiraz dilekçe örneği, Fahri trafik müfettişi ceza itiraz dilekçesi (46/2-f), Ceza düşümü dilekçe örneği, Ceza davasına UYAP’tan dilekçe nasıl gönderilir, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü dilekçe örneği, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne dilekçe, Asliye Ceza Mahkemesi görevsizlik kararına itiraz dilekçe örneği, Fahri trafik müfettişi ceza itiraz dilekçesi (46/2-g), GİB ceza tekrarı, Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne dilekçe örneği, Ceza hukuku dilekçe örnekleri, Sulh Ceza Hakimliğine dilekçe örneği, Sulh Ceza Hakimliğine dilekçe nasıl verilir, Ceza infaz hakimliğine dilekçe örneği, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği dilekçe örneği, Sulh Ceza Hakimliği kararına itiraz dilekçe örneği, İcra cezası örnekleri, İcra ceza davası dilekçe örneği, İcra mahkemesi ceza dilekçesi örneği, İcra ceza itiraz dilekçe örneği

Telefon
WhatsApp
İnstagram
Telegram