Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, bir kimsenin sırf huzurunu bozmak amacıyla, ısrarla ve hukuka aykırı şekilde rahatsız edici davranışlarda bulunması hâlinde oluşan bir suç tipidir. Bu suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenmiş olup, bireyin psikolojik bütünlüğünü ve günlük yaşamını huzur içinde sürdürebilme hakkını korumayı amaçlar.
Bu suç tipinde esas alınan husus, mağdurun günlük yaşam düzeninin bozulmasıdır. Failin fiili, tek başına ağır bir saldırı teşkil etmese dahi, ısrarlı ve rahatsız edici nitelikte olması hâlinde cezai sorumluluk doğurur.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu ile korunan hukuki değer; bireyin manevi bütünlüğü, özel hayatı ve psikolojik rahatlığıdır. Kanun koyucu, bireyin sürekli rahatsız edilmesini ve baskı altında tutulmasını, toplum düzeni açısından kabul edilemez görmüş ve bu fiilleri yaptırıma bağlamıştır.
Bu suçun oluşabilmesi için failin davranışlarının ısrar niteliği taşıması gerekir. Tek seferlik rahatsız edici bir davranış, kural olarak bu suçu oluşturmaz. Fiilin belirli bir süre devam etmesi veya tekrarlanması aranır.
Failin gerçekleştirdiği eylem;
Telefonla arama,
Mesaj gönderme,
Sosyal medya üzerinden iletişim kurma,
Gürültü yapma,
Konut veya işyeri önünde bekleme
gibi mağdurun huzurunu bozan davranışlardan biri olabilir. Bu davranışların hukuka aykırı ve mağdur açısından katlanılamaz nitelikte olması gerekir.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, özel kastla işlenebilen bir suçtur. Failin amacı, mağdurun huzurunu bozmak olmalıdır. Başka bir hukuki amaçla (örneğin alacak isteme, meşru iletişim) yapılan ve sınırları aşmayan davranışlar suç oluşturmayabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesi uyarınca;
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu işleyen kişi hakkında
3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Cezanın belirlenmesinde; fiilin süresi, yoğunluğu, mağdur üzerindeki etkisi ve failin kastının derecesi dikkate alınır.
Bu suç şikâyete bağlıdır. Mağdurun şikâyeti olmaksızın soruşturma başlatılamaz. Şikâyet süresi, failin ve fiilin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar.
Yargılama görevi, suçun niteliği gereği Asliye Ceza Mahkemesine aittir.
Eski eşin veya partnerin sürekli arama ve mesajlarla rahatsız etmesi
Komşunun bilinçli şekilde yüksek sesle gürültü yapmaya devam etmesi
Aynı kişinin tekrar tekrar konut önüne gelerek huzur bozucu davranışlar sergilemesi
Sosyal medya veya dijital platformlar üzerinden ısrarlı iletişim kurulması
Bu fiiller, somut olayın özelliklerine göre TCK m.123 kapsamında değerlendirilir.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, bazı durumlarda:
Tehdit
Hakaret
Israrlı takip
Özel hayatın gizliliğini ihlal
gibi suçlarla birlikte gündeme gelebilir. Bu hâllerde her bir fiil ayrı ayrı değerlendirilir ve suçların içtimaı kuralları uygulanır.
Savunma bakımından özellikle şu hususlar önem taşır:
Fiilin ısrar niteliği taşıyıp taşımadığı
Davranışların meşru bir amaca dayanıp dayanmadığı
Failin özel kastının somut delillerle ispatlanıp ispatlanmadığı
Mağdurun rahatsızlığının objektif ölçütlerle değerlendirilip değerlendirilmediği
Her somut olayda, bu unsurların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu, bireyin günlük yaşamını baskı altında kalmaksızın sürdürebilme hakkını koruyan önemli bir suç tipidir. Israrlı ve rahatsız edici davranışlar, özel kastla gerçekleştirildiğinde cezai sorumluluk doğurur. Ancak her rahatsız edici davranışın otomatik olarak bu suçu oluşturmayacağı; fiilin yoğunluğu, amacı ve devamlılığına göre hukuki değerlendirme yapılması gerektiği unutulmamalıdır.
Bu bölüm; “kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu”, “TCK 123”, “huzur ve sükûnu bozma cezası”, “ısrar unsuru”, “şikâyet süresi” ve “telefonla rahatsız etme suç mu” gibi aramalarda öne çıkabilecek kısa ve net cevaplar içerir.
Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu nedir (TCK 123)?
TCK 123 cezası nedir?
Tek sefer arama veya mesaj atmak suç oluşturur mu?
Israr unsuru nasıl anlaşılır?
Bu suç şikâyete bağlı mıdır?
Delil olarak neler kullanılır?
Görevli mahkeme hangisidir?