Konut dokunulmazlığını ihlal suçu, bir kimsenin başkasına ait konuta veya konutun eklentilerine, hukuka aykırı şekilde girmesi ya da rıza ile girdikten sonra mağdurun iradesine rağmen çıkmaması halinde oluşan suçtur. Bu suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde düzenlenmiş olup, kişinin özel yaşam alanının korunmasını amaçlar.
Konut dokunulmazlığı, bireyin huzur ve güven içinde yaşama hakkının doğal bir uzantısıdır. Bu nedenle kanun koyucu, konuta yönelik izinsiz müdahaleleri cezai yaptırıma bağlamıştır.
Ceza hukuku açısından konut, kişinin fiilen yaşamını sürdürdüğü yer olarak kabul edilir. Sürekli ikamet şart değildir; geçici olarak kullanılan yerler de konut sayılabilir.
Konutun eklentileri ise:
Bahçe
Avlu
Balkon
Garaj
Kömürlük
gibi, konutla bütünlük arz eden ve özel yaşam alanı kapsamında değerlendirilen bölümleri kapsar. Bu alanlara rızaya aykırı girilmesi de konut dokunulmazlığının ihlali suçunu oluşturur.
Failin, konut sahibinin veya zilyedinin açık ya da örtülü rızası olmaksızın konuta girmesiyle suç tamamlanır. Kapının açık olması veya kilitli olmaması rıza anlamına gelmez.
Kişi başlangıçta rıza ile konuta girmiş olsa dahi, sonradan mağdurun açık talebine rağmen konuttan çıkmazsa suç oluşur.
Bu suç yalnızca kasten işlenebilir. Fail, konuta izinsiz girdiğini veya çıkması gerektiğini bilmesine rağmen hareketine devam etmelidir.
TCK 116/1 uyarınca;
Mağdurun şikâyeti üzerine,
6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Konut dışındaki işyerlerine veya eklentilerine izinsiz girilmesi halinde;
6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası
veya adli para cezası uygulanabilir.
Aşağıdaki hâllerde ceza ağırlaşır:
Cebir veya tehdit kullanılması
Gece vakti işlenmesi
Bu durumlarda fail hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Ayrıca suç;
Silahla,
Birden fazla kişi tarafından birlikte,
Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak
işlenmişse, TCK 119 uyarınca ceza artırılır.
Konut dokunulmazlığını ihlal suçu kural olarak şikâyete bağlıdır. Mağdurun süresi içinde şikâyetçi olmaması halinde soruşturma yapılamaz.
Ancak suçun nitelikli hâllerinde veya başka bir suçla birlikte işlenmesi durumunda şikâyet şartı aranmayabilir. Zamanaşımı ve yargılama usulü bakımından genel ceza muhakemesi hükümleri uygulanır.
Ev sahibinin izni olmadan eve girilmesi
Ayrılık sonrası eski eşin rızaya rağmen konutta kalmaya devam etmesi
Bahçe veya avluya izinsiz girilmesi
Gece vakti kapı zorlanarak konuta girilmesi
Bu fiiller, somut olayın özelliklerine göre konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturabilir.
Konut dokunulmazlığını ihlal suçu, bireyin özel yaşam alanına yönelik hukuka aykırı müdahaleleri cezalandıran ve kişisel güvenliği esas alan önemli bir suç tipidir. Rızaya aykırı giriş veya çıkmama fiili suçun oluşması için yeterlidir. Suçun gece vakti, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde daha ağır yaptırımlar söz konusu olur.
Her somut olayda, konut kavramı, rıza durumu ve failin kastı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Konut veya konutun eklentilerine rıza dışı şekilde girilmesi kural olarak konut dokunulmazlığını ihlal suçu kapsamında değerlendirilir. Ancak bazı istisnai durumlarda, fiil suçun maddi unsurlarını oluştursa dahi ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran nedenler gündeme gelebilir. Bu istisnalardan biri zorunluluk halidir.
Zorunluluk hali, failin kendisine veya başkasına yönelmiş ağır ve muhakkak bir tehlikeyi başka bir suretle bertaraf etme imkânı bulunmadığı durumlarda, hukuka aykırı bir fiili işlemesini ifade eder. Bu hâlde, kişi hukuken korunması gereken daha üstün bir değeri kurtarmak amacıyla hareket etmektedir.
Örneğin; yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşımın kesildiği dağlık bir bölgede, donma tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir kimsenin, hayatta kalabilmek amacıyla başkasına ait bir konuta izinsiz şekilde girerek ateş yakması, zorunluluk hali kapsamında değerlendirilebilir. Bu durumda konuta izinsiz girme fiili objektif olarak suçun unsurlarını taşısa dahi, fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi mümkündür.
Bununla birlikte, zorunluluk hali yalnızca cezai sorumluluğu ortadan kaldırır. Zorunluluk kapsamında yapılan fiil sırasında konuta veya eşyaya maddi zarar verilmiş olması, özel hukuk bakımından sonuç doğurmaya devam eder. Bu tür durumlarda, zarar gören kişi Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde uğradığı zararın tazminini talep edebilir.
Sonuç olarak, zorunluluk hali ceza hukuku açısından failin kusurluluğunu ortadan kaldırsa da, meydana gelen zararlara ilişkin tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Her somut olayda, tehlikenin ağırlığı, başka bir çözüm yolunun bulunup bulunmadığı ve verilen zarar ile korunmak istenen hukuki değer arasında makul bir orantı bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Konut dokunulmazlığını ihlal suçu, yalnızca konuta rızaya aykırı şekilde girilmesiyle değil, başlangıçta rıza ile girilen konutta bu rızanın sonradan ortadan kalkmasına rağmen kalmaya devam edilmesi hâlinde de oluşabilir. Bu yönüyle suç, dinamik bir yapıya sahiptir ve rızanın devam edip etmediği her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Örneğin; bir kimsenin ev sahibinin daveti üzerine konuta girmesi, başlangıç itibarıyla hukuka uygun bir fiildir. Ancak ev sahibi veya konut üzerinde tasarruf yetkisine sahip kişi, herhangi bir aşamada açık bir irade beyanı ile “evimi terk et” şeklinde konuttan çıkılmasını talep ederse, bu andan itibaren konutta bulunmaya yönelik rıza sona ermiş sayılır. Bu durumda, davetle girilmiş olması tek başına konutta kalmaya devam edilmesini hukuka uygun kılmaz.
Kişinin, konuttan çıkması için makul bir sürenin tanınması gerektiği kuşkusuzdur. Zira ani ve derhal çıkmanın fiilen mümkün olmadığı hâller söz konusu olabilir. Ancak bu makul sürenin geçmesine rağmen, konutta kalmaya devam edilmesi hâlinde, fiil konut dokunulmazlığını ihlal suçu kapsamında değerlendirilir.
Burada önem arz eden husus; ev sahibinin konuttan çıkılması yönündeki iradesinin açık ve anlaşılır şekilde ortaya konulmuş olması ve buna rağmen failin, konutu terk etmeyerek mağdurun özel yaşam alanına yönelik hukuka aykırı bir müdahaleyi sürdürmesidir. Bu aşamadan sonra rızanın varlığından söz edilemeyeceği gibi, başlangıçtaki davet de hukuki koruma sağlamaz.
Sonuç itibarıyla, rıza ile girilen bir konutta, rızanın geri alınması sonrasında makul süre geçmesine rağmen kalmaya devam edilmesi, suçun maddi unsurlarını oluşturur. Yargısal değerlendirmede; rızanın geri alındığı an, makul sürenin kapsamı ve somut olayın koşulları birlikte dikkate alınarak, fiilin konut dokunulmazlığını ihlal suçu oluşturup oluşturmadığına karar verilmelidir.
Konut dokunulmazlığını ihlal suçu nedir?
Konutun eklentileri neleri kapsar?
Rıza ile girilen konutta sonradan çıkmamak suç oluşturur mu?
Zorunluluk halinde konuta izinsiz girilirse ceza verilir mi?
Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun cezası nedir?
Bu suç şikâyete bağlı mıdır?