Maddi ve manevi tazminat davaları, kişilerin hukuka aykırı bir fiil nedeniyle uğradıkları zararların giderilmesini amaçlayan en önemli dava türlerinden biridir. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan trafik kazaları, iş kazaları, haksız fiiller, kişilik haklarına saldırılar ve sözleşmeye aykırılıklar bu davaların konusunu oluşturmaktadır.
Bu yazıda maddi ve manevi tazminat davasının ne olduğu, hangi şartlarda açılabileceği, yetkili ve görevli mahkemenin hangisi olduğu, zamanaşımı süreleri ve dava sürecinin nasıl ilerlediği ayrıntılı ve anlaşılır bir şekilde ele alınmıştır.
Maddi tazminat, hukuka aykırı bir fiil nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmelerin giderilmesini amaçlar. Maddi tazminata konu olabilecek zararlar arasında şunlar yer alır:
Tedavi ve hastane giderleri
Geçici veya sürekli iş göremezlik nedeniyle gelir kaybı
Araç ve eşya hasarları
Destekten yoksun kalma zararları
Maddi tazminat talebi somut delillerle ispatlanmalıdır.
Manevi tazminat, kişinin yaşadığı elem, acı, üzüntü ve psikolojik yıkımın kısmen de olsa giderilmesi amacıyla talep edilir. Manevi tazminat, bir zenginleşme aracı değil; yaşanan manevi zararın telafisine yönelik bir hukuki müessesedir.
Uygulamada en sık karşılaşılan tazminat davası türleri şunlardır:
Trafik kazaları
İş kazaları ve meslek hastalıkları
Kasten veya taksirle işlenen suçlar
Hakaret, iftira ve kişilik haklarına saldırılar
Haksız fiiller
Sözleşmenin ihlali
Boşanma sonrası kişisel hak ihlalleri
Her somut olayda tazminatın türü ve kapsamı farklılık gösterebilir.
Zarara doğrudan uğrayan kişiler
Ölüm halinde, destekten yoksun kalan yakınlar
Kişilik hakları ihlal edilen kimseler
Ölen kişinin yakınları hem maddi hem de manevi tazminat talebinde bulunabilir.
Görevli Mahkeme:
Kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Yetkili Mahkeme:
Davalının yerleşim yeri
Haksız fiilin gerçekleştiği yer
Zararın meydana geldiği yer
Bu mahkemelerden herhangi birinde dava açılabilir.
Genel kural olarak:
Zarar ve fail öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl,
Her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılmalıdır.
Ancak olay aynı zamanda ceza hukuku kapsamında bir suç teşkil ediyorsa, ceza zamanaşımı süreleri uygulanabilir. Bu nedenle her dosyada zamanaşımı ayrıca değerlendirilmelidir.
Olayın hukuki nitelendirmesi yapılır
Maddi zararlar hesaplanır
Manevi tazminat talebi gerekçelendirilir
Yetkili ve görevli mahkeme belirlenir
Dava dilekçesi hazırlanarak UYAP veya adliyeden dava açılır
Dilekçede olayın oluş şekli, kusur durumu ve zarar kalemleri açıkça belirtilmelidir.
Manevi tazminat miktarı hakimin takdirindedir. Hakim karar verirken:
Olayın ağırlığını
Kusur oranlarını
Tarafların sosyal ve ekonomik durumunu
Meydana gelen zararın derecesini
dikkate alır. Manevi tazminat için kesin bir hesaplama yöntemi bulunmamaktadır.
Avukatla çalışmak zorunlu değildir; ancak tazminat davaları teknik ve hesaplama gerektiren davalar olduğundan, hak kaybı yaşanmaması adına alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması önemlidir.
Maddi ve manevi tazminat davaları, doğru şekilde yürütülmediğinde ciddi hak kayıplarına yol açabilecek davalardır. Zamanaşımı, yetki, kusur ve ispat kuralları her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu nedenle dava açılmadan önce hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.
Kişilik haklarının ihlali veya kişinin bedensel/ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiil nedeniyle acı, elem, ızdırap ya da itibar kaybı doğmuşsa manevi tazminat talep edilebilir. Trafik/iş kazası, hakaret-iftira, özel hayatın ihlali gibi durumlar buna örnektir.
Manevi tazminatın miktarı hâkimin takdirindedir. Olayın ağırlığı, kusur durumu, ihlalin etkisi, tarafların sosyal-ekonomik durumu, olayın sonuçları ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilir.
Kural olarak haksız fiili işleyen ve zarara sebep olan kişi/kurum öder. Bazı hallerde sorumluluk, işveren/işleten gibi hukuken sorumlu kişilere de yüklenebilir.
Manevi tazminat bir hukuk davası sonucudur; ceza mahkûmiyeti gibi “adli sicil kaydı” oluşturmaz. Ancak borç ödenmez ve icra takibi yapılırsa icra süreçleri doğabilir.
İstinaf/temyiz edilebilirlik, dava değeri ve ilgili mevzuattaki parasal sınırlar ile somut dosyanın niteliğine göre değişir. Güncel sınırlar her yıl değişebildiğinden, dava tarihindeki parasal hadler esas alınmalıdır.
Manevi tazminatta “matematiksel” kesin bir hesap yoktur. Talep edilecek tutar, olayın ağırlığı ve etkisiyle orantılı, hakkaniyete uygun şekilde belirlenir; nihai tutarı mahkeme takdir eder.
Genel kural olarak tazminat sorumluluğu kusura dayanır; ancak bazı sorumluluk türlerinde kusursuz sorumluluk halleri de gündeme gelebilir. Kusur oranı, manevi tazminat miktarını da etkiler.
Masraflar; başvuru/harç kalemleri, gider avansı, tebligat-bilirkişi-keşif gibi yargılama giderlerine göre değişir. En doğru hesap, dava değeri ve yapılacak işlemlere göre dosya bazlı çıkarılır.
Zarar bir idari işlem/eylem nedeniyle doğmuşsa (idarenin hizmet kusuru vb.), tam yargı davası öncesi bazı durumlarda idareye başvuru/başvuru süreleri önem taşır. Somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Harç tutarı; dava türü, dava değeri ve güncel harç tarifesine göre değişir. Güncel harçlar her yıl değişebildiğinden, dava açılacağı tarihteki tarife esas alınmalıdır.
Avukatlık ücreti, müvekkil ile avukat arasında yapılan sözleşmeye göre belirlenir ve ayrıca yargılama sonunda mahkemenin hükmettiği “karşı vekâlet ücreti” olabilir. “Yüzde” oranlar dosyaya göre değişir.
Bu oran, avukat-müvekkil arasındaki ücret sözleşmesine bağlıdır. Ayrıca yargılama sonunda karşı tarafa yüklenen vekâlet ücreti de karar kapsamında tahsil edilebilir.
Manevi tazminatta kanunda tek bir “üst sınır” yoktur; ancak talep hakkaniyete uygun olmalı, zenginleşme aracı haline gelmemelidir. Mahkeme, somut olaya göre makul bir tutara hükmeder.
Dosyanın kapsamı, deliller, tanık-bilirkişi incelemeleri, mahkemenin iş yükü ve itiraz/istinaf süreçlerine göre değişir. Ortalama süreler dosyadan dosyaya farklılık gösterir.
Kesinleşen karar sonrası borç ödenmezse alacaklı icra takibi başlatabilir. Bu durumda haciz ve tahsil süreçleri gündeme gelebilir.
Bu ücret; işin kapsamı, talebin aciliyeti, dosyanın niteliği ve avukatın mesleki emeğine göre değişir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi de dikkate alınır.
Kaybeden taraf, kural olarak yargılama giderleri ile mahkemenin hükmettiği karşı vekâlet ücretinden sorumlu olabilir. Tutar; yapılan masraflara ve karar içeriğine göre belirlenir.
Avukatlık ücreti serbestçe kararlaştırılabilir; dosyanın türü, işin zorluğu ve kapsamına göre değişir. Asgari ücret tarifesinin altına inilemez.
Bu; çalışma süresi, brüt ücret, kıdem-ihbar şartları, fesih nedeni ve varsa fazla mesai/izin alacaklarına göre değişir. Kıdem ve ihbar tazminatı hesapları somut verilerle yapılır.
Müvekkil, kendi avukatına ücret öder. Ayrıca dava sonunda mahkeme, haksız çıkan tarafa karşı vekâlet ücreti yükleyebilir; bu da karar kapsamında tahsil edilebilir.
Faiz türü ve başlangıç tarihi; talebin niteliği, temerrüt durumu, dava/olay tarihi ve mahkemenin değerlendirmesine göre değişebilir. Uygulamada çoğunlukla yasal faiz ve/veya temerrüt faizi tartışılır.
Evet. Avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak usul kuralları, delil yönetimi ve talep stratejisi açısından hukuki destek, hak kaybını önleyebilir.
Dava reddedilirse yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücreti davacı aleyhine hükmedilebilir. Ayrıca ihtiyati tedbir gibi ara kararlar varsa sonuçları dosyaya göre değişebilir.
Taraflar anlaşırsa taksitlendirme yapılabilir. İcra aşamasında da borçlu-alacaklı arasında ödeme planı kararlaştırılabilir; aksi halde tahsil icra usulüne göre yürür.
Karar kesinleşip icra aşamasına gelindiğinde tahsil mümkündür. Ödeme, borçlunun iradi ödemesiyle veya icra yoluyla yapılır.
Hukuka aykırılık, zarar (manevi zarar), illiyet bağı ve sorumluluğun dayanağı (çoğunlukla kusur) değerlendirilir. Kişilik hakkı ihlali veya bedensel/ruhsal bütünlüğe zarar gibi unsurlar önemlidir.
“Kaç ay” sorusunun tek cevabı yoktur; delillerin toplanması, tanık/bilirkişi ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. İstinaf süreci eklenirse süre uzayabilir.
Uygulamada dava açma işlemleri UYAP Avukat/Vatandaş üzerinden yürütülebilir. Süreç ve erişim imkânı, kişinin rolüne ve sistem altyapısına göre değişir.
Evet. Olayın oluşu, etkileri, tarafların yaşadığı süreç gibi hususlarda tanık deliline başvurulabilir. Mahkeme, delillerin önemine göre tanık dinlenmesine karar verir.
Manevi tazminatın amacı, uğranılan manevi zararı tamamen “silmek” değil; yaşanan elem ve ızdırabı hakkaniyete uygun şekilde telafi etmektir.
Genel kural olarak ilk derece kararları, kanundaki şartlar ve parasal sınırlar elveriyorsa istinafa tabidir. Somut dosyada kararın niteliği ve dava değeri esas alınır.
Manevi zarar; olayın ağırlığı, ihlalin niteliği, tıbbi raporlar (varsa), tanık anlatımları, mesaj/kayıtlar, sosyal-ekonomik etkiler ve diğer delillerle ortaya konabilir.
Genel zamanaşımı; zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren belirli süreler ve her halde üst sınırlar çerçevesinde değerlendirilir. Olay bir suç teşkil ediyorsa ceza zamanaşımı da etkileyebilir.
Uyuşmazlığın türüne göre değişir. İş uyuşmazlıkları veya ticari nitelikteki bazı alacak/ tazminat taleplerinde dava şartı arabuluculuk gündeme gelebilir; salt manevi tazminatın niteliği somut olaya göre değerlendirilir.
Evet. Çoğu dosyada ön inceleme ve tahkikat aşamalarında duruşma yapılır; delillerin durumuna göre süreç şekillenir.
Dava açarken harç ve gider avansı gibi kalemler ödenebilir. Dava sonunda manevi tazminata hükmedilirse, karar kesinleştiğinde borçlu tarafından ödeme yapılır.
Evet, istinaf edilebilirlik belirli parasal hadlere ve kararın niteliğine bağlı olabilir. Bu hadler yıllara göre güncellenir; dava tarihindeki sınırlar esas alınır.