Özel belgede sahtecilik suçu, kişiler arasındaki hukuki ilişkilerde delil niteliği taşıyan bir belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir özel belgenin aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte olduğu bilinen belgenin kullanılması suretiyle kamu güveninin ve hukuki işlemlere duyulan itimadın zedelenmesi halinde gündeme gelir. Bu suç tipi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207. maddesinde düzenlenmiştir.
Uygulamada “evrakta sahtecilik” denildiğinde çoğu kez resmi/özel belge ayrımı gözden kaçırılır. Oysa belgenin niteliği (resmi belge mi, özel belge mi) hem suç tipini hem de cezayı doğrudan belirler.
Ceza hukuku bakımından “belge”; bir hukuki ilişkinin doğmasına, değişmesine, sona ermesine veya bir hakkın ispatına yarayan yazılı evraktır. Özel belge ise, kamu görevlisi tarafından görev gereği düzenlenmeyen; esasen kişiler arasında düzenlenen ve özel hukuk ilişkilerinde delil olarak kullanılan belgelerdir.
Örnek olarak:
El yazılı/sözleşme metinleri (kira, satış, hizmet vb.)
Borç ikrarı, alacak-taahhüt yazıları
İbraname, teslim-tesellüm tutanakları
Özel kurumlarca düzenlenen bazı belgeler (somut olaya göre)
Belgenin “özel belge” sayılıp sayılmadığı, her somut olayda belgenin düzenleyeni, düzenlenme amacı ve hukuki sonuç doğurma kabiliyeti birlikte değerlendirilerek tespit edilir.
Özel belgede sahtecilikte belgenin, muhatabı veya üçüncü kişileri aldatmaya elverişli olması gerekir. Basit bir karalama, hukuki sonuç doğurmayan bir not veya aldatma kabiliyeti bulunmayan bir çıktı, her zaman bu suçu oluşturmaz.
TCK m.207 kapsamında suç şu şekillerde işlenebilir:
Sahte özel belge düzenlemek
Gerçek bir özel belgeyi aldatacak şekilde değiştirmek
Sahte özel belgeyi kullanmak
Burada “kullanma”, sahte belgeden bir hukuki sonuç elde etmeye elverişli şekilde yararlanmayı ifade eder. Sahte belgenin düzenlenmesi tek başına somut olayda suçun tamamlanması bakımından yeterli görülse de, uygulamada “kullanma” unsuru delillendirme bakımından çoğu dosyada belirleyici hale gelir.
Bu suç kasten işlenebilir. Failin, belgenin sahte olduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi; ayrıca belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olduğunu öngörmesi beklenir. Taksirle (dikkatsizlikle) işlenmesi mümkün değildir.
TCK m.207’ye göre;
Özel belgede sahtecilik suçunun yaptırımı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
Cezanın belirlenmesinde; belgenin niteliği, eylemin kapsamı, sahteciliğin planlı olup olmadığı, mağduriyetin derinliği ve failin kast yoğunluğu gibi kriterler dikkate alınır.
Uygulamada en kritik ayrım şudur:
Resmi belgede sahtecilik (TCK m.204): Kamu görevlisinin görevi gereği düzenlediği veya resmi nitelik taşıyan belgeler üzerinde sahtecilik.
Özel belgede sahtecilik (TCK m.207): Kişiler arasındaki özel hukuk ilişkilerinde kullanılan belgeler üzerinde sahtecilik.
Belge resmi ise, yaptırım aralığı daha ağırdır. Ayrıca bazı resmi belgeler için kanunda ceza artırımına ilişkin özel hükümler de bulunabilir. Bu nedenle savunma stratejisi kurulurken ilk adım, belgenin resmi mi özel mi olduğunun tartışmasız biçimde ortaya konulmasıdır.
Özel belgede sahtecilik suçu, niteliği gereği kamu güvenini ilgilendirdiğinden uygulamada çoğunlukla resen soruşturulan suçlar arasında değerlendirilir. Şikâyet iradesi bulunmasa dahi, savcılıkça delil durumuna göre süreç yürütülebilir.
Uzlaşma ve muhakeme usulleri bakımından ise somut olaya göre ayrıca değerlendirme yapılmalıdır; zira sahtecilik fiilleri, çoğu zaman başka suçlarla (örneğin dolandırıcılık) bağlantılı şekilde gündeme gelir ve dosyanın vasfı değişebilir.
Dava zamanaşımı hesabı, TCK m.66’daki genel esaslara göre, suç için öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alınarak yapılır. Özel belgede sahtecilikte üst sınır 3 yıl olduğundan, uygulamada dava zamanaşımı değerlendirmesi çoğunlukla 8 yıllık süre üzerinden tartışılır. Somut olayda kesilme/durma halleri ayrıca incelenmelidir.
Özel belgede sahtecilik dosyalarında mahkûmiyetin dayanağı genellikle:
Belge aslı ve örnekleri,
İmza/elyazısı incelemesi (grafoloji),
Kamera kayıtları/teslim süreçleri,
Tanık beyanları,
Belgenin kullanımına ilişkin işlem kayıtları
üzerinden kurulur.
Savunma bakımından en kritik başlıklar şunlardır:
Belgenin özel belge sayılıp sayılmadığı,
Belgenin aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığı,
“Değişiklik” iddiasının teknik olarak kanıtlanıp kanıtlanamadığı,
Failin kastının ve özellikle kullanma iddiasının somut delille desteklenip desteklenmediği,
İmza/elyazısı raporlarının yöntem ve tutarlılığı
Özel belgede sahtecilik suçu (TCK m.207), yalnızca “bir evrakın sahte olması” ile sınırlı değildir; belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olması, aldatma kabiliyeti taşıması ve failin kastının somut delillerle ortaya konulması gerekir. Belgenin resmi-özel ayrımı ise dosyanın hem vasfını hem ceza aralığını kökten değiştirdiğinden, daha ilk aşamada doğru hukuki nitelendirme yapılması hayati önem taşır.
“Özel belgede (evrakta) sahtecilik suçu”, “TCK 207 özel evrakta sahtecilik”, “evrakta sahtecilik cezası” ve “özel evrakta sahtecilik şikayet dilekçesi” gibi aramalarda sıkça merak edilen noktaları bu içerikte açıkladım. Somut olayınıza uygun örnek metin görmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.
İpucu: Dilekçe metinleri temsili örnektir; olayın özelliklerine göre değişir.
Özel evrakta sahtecilik suçu nedir?
TCK 207 özel belgede sahtecilik cezası nedir?
Resmi belgede sahtecilik ile özel belgede sahtecilik farkı nedir?
Özel evrakta sahtecilik şikayet dilekçesi nasıl yazılır?
İmza bana ait değilse hangi deliller önemlidir?